close

Kıkırdak Problemlerinde Ameliyat Dışı Tedavi Yöntemleri

03 Temmuz 2018/ Kategori : Sağlıklı Bilgiler /

Kıkırdak; Eklemlerin üzerini kaplayarak kemiklerin birbirine sürtünmesini engelleyen, kemik kadar sert olmayan, kolajen ve elastik liflerden oluşan sağlam, esnek, damarsız ve sinirsiz bağdokusudur.

Hiyalin kıkırdak, fibröz kıkırdak ve elastik kıkırdak olmak üzere 3 farklı tipten oluşur.

KIKIRDAK HASARI NEDEN OLUŞUR?

1.Fazla Kilo: Kilo fazlalığı kalça, diz ve ayak bileğine aşırı yük bindirdiğinden kıkırdakların daha hızlı aşınması ve yıpranmasına neden olur. Şişmanlığa neden olan sorun metabolik (şeker hastalığı gibi) ise bu sıkıntının giderilmesi gerekir. Bu nedenle kilo verin ve verdiğiniz kiloyu koruyun.

2.Travma: Kıkırdak hasarları yaralanmaya bağlı da oluşur. Bu yaralanma küçük olabilir ancak zaman içinde eklemi etkileyen kuvvetler ile büyüyebilir. Tespit edilen kıkırdak yaralanmaları hemen uygun şekilde (PRP, mikrokırık, kök hücre v.b) tedavi edilmelidir.

3.Eklem İnstabilitesi (dengesizliği): Eklemin içinde veya çevresinde olan herhangi bir bağ yaralanması eklemin aşırı hareketine ve sürtünmesine neden olacağından kıkırdak hasarı oluşturur. Bağ yaralanması tespit edildiğinde kıkırdağı korumak için: bağ tamiri, bağ rekonstrüksiyonu (yeni bağ oluşturmak), PRP v.b. yöntemler ile tedavisi yapılmalıdır.

4.Beslenme: Kıkırdağın daha güçlü olması ve oluşan hasarları daha kolay onarabilmesi için bazı besinlere özellikle ihtiyaç duyar. Özellikle günlük yeteri kadar protein (et, yumurta, bakliyat) alımı, C vitamini (portakal, limon, çilek) ve E vitamini (mısır, buğday, soya, badem fıstık) alınması gerekir. Bu besinler kıkırdak yapımında ve korunmasında önemli rol alır.

5.İlaçlar: Eklem içine yapılan veya uzun süreli ağızdan alınan kortizonun kıkırdak üzerine olumsuz etkileri olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle eklem içine kortizon yapılması pek önerilmez ve uzun süreli ağızdan kortizon alınması, gerekli durumlarda mutlaka kıkırdak koruyucu ilaçlar (glukozamin ve kondrotin sülfat) ve besinler (protein C ve E vitamini) ile desteklenmelidir.

6. Dizilim Bozukluğu: Eğer doğuştan veya sonradan kemiklerde oluşan eğrilik var ise bu kemiğin alt ve üst kısmındaki eklemlerde dizilim bozukluğu yaratır. Bu dizilim bozukluğu da kıkırdağın aşırı yüklenme sonucu bozulmasına neden olur. Kıkırdağı korumak adına bu dizilim bozukluğunun uygun şekilde düzeltilmesi gerekir.

7.Avasküler Nekroz (AVN): Ekleme giden kan damarlarının herhangi bir şekilde (travma, kortizon kullanımı, metabolik hastalıklar, alkol) tıkanması ile kıkırdağın kansız kalması sonucu erimesidir. Tedavide kan damarlarını açıcı bazı ilaçların kullanılması ve gerekirse kemik ve kıkırdağa delikler (drilleme) açılarak canlandırılması gerekir.

8.Genetik: Son olarak yaş ve genetik yatkınlık rol alır. Genetik yatkınlık için yapılabilecek herhangi işlem yoktur. Yaş ilerledikçe kıkırdaklar yıpranır ve daha dayanıksız hale gelir.

AMELİYATSIZ TEDAVİ:

Kıkırdak hasarlarında tedavinin amacı hastanın günlük yaşantısına ağrısız ve eklem fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmesini sağlamaktır. Tedavi kararı, hastanın aktivite düzeyine, yaşına, sebebe ve hasarın derecesine göre ameliyatlı veya ameliyatsız olarak değişir.

Kıkırdak hasarının hafif olduğu durumlarda ameliyatsız tedavi uygulanabilir. Bu tedavi şekli hastanın ağrısını gidermeye yöneliktir. Bu tedavi şekli: ödem çözücüler (ağrı kesiciler) kıkırdak koruyucular (glukozamin&kondrotin ve omega-3) diz içi enjeksiyonlar (hyaluronik asit, PRP), kilo verme ve Fizik Tedaviyi içerir.

Hyaluronik Asit

Hyaluronik Asit (HA) viskoelastik bir maddedir ve kayganlaştırıcı etkisi vardır. Özel olarak jel şeklinde hazırlanmış olan bu madde bir enjektör yardımı ile diz içine yapılır. Birer hafta ara ile 3 doz veya yeni nesil ilaçlarla tek doz yapılabilir. Bu işlem, hastanın ağrısına göre 6 ayda bir tekrarlanabilir. HA etkisi hemen başlamaz. Enjeksiyonu takip eden birkaç günlük sürede aşırı aktiviteden kaçınmak gerekir.

Bu enjeksiyonların lokal şişlik, alerji, enfeksiyon ve kanama gibi riskleri vardır.

Glukozamin

Glukozamin-Kondrotin Sülfat destekleyici tedavidir. Tablet şeklinde olması kullanım kolaylığı sağlar. Bu tedavinin kıkırdak hasarını ve kireçlenmeyi önlediğine dair bilimsel veriler olmamakla beraber bu tedaviyi uygulayan hastalarda ağrının azaldığı bildirilmiştir.

PRP (Platelet Rich Plasma)

Hastanın kendisinden alınan tam kandan özel bir makine yardımı ile yüksek konsantrasyonlu trombosit denen kan hücrelerinin ayrıştırılmasıdır. Ayrıştırılan bu hücrelerin eklem içine iğne yardımı ile enjekte edilmesidir.

PRP oldukça yaygın kullanılmaktadır ancak uygulama şekli, miktarı ve endikasyonları tam olarak aydınlatılmış değildir. Genellikle 2-8ml, 1-2-3 haftalık aralarla uygulanır.

Diyabet, sistemik hastalık, yaş ve hastanın kullandığı ilaçlar genellikle PRP etkinliğini etkiler.

Eklem içi kıkırdak hasarlarını giderilmesinde, kas-kiriş hastalıklarında, bağ yaralanmalarında kullanılması oldukça yaygın olmakla beraber, farklı yöntemlerle ve farklı hasta grupları ile yapılmış olan çalışmalar nedeni ile henüz standart bir tedavi elde edilememiştir.

Birçok hekim çok farklı sonuçlar elde etmiş olmasına rağmen hekimin kendi tecrübesi bu uygulamada önemlidir.

Fizik Tedavi ve Egzersiz:

Eklem etrafındaki kaslarını güçlendirmek eklem kıkırdağına binen yükü azaltacağından egzersiz oldukça faydalıdır. Ayrıca günlük yaşamınızda yapacağınız bazı değişiklikler de örneğin; baston kullanmak, merdiven yerine asansör kullanmak, kilo vermek, yüzmek veya suyun içinde yürümek ağrıyı azaltacaktır. Ağrının arttığı dönemlerde istirahat etmek ve buz uygulamak, ağrının olmadığı zamanda ise sıcak uygulama, açma ve germe egzersizleri fayda sağlar.

Bu nedenle yaşa uygun sporlar düzenli olarak yapılmalıdır.

Kök Hücre (Lipogems)

Karın veya üst bacak iç kesiminden alınan yağ hücrelerinden özel işlemler sonucu elde edilen kök hücrelerinin kıkırdak hasarı olan ekleme yapısal destek ve onarım için verilmesi işlemidir. İşlem ameliyathane şartlarında genel veya lokal anestezi altında tek seansta 3 aşamalı olarak (yağ dokusunun alınması, özel işlemlerden geçirilmesi, hasarlı olan dokuya verilmesi) yapılmakta ve 1 saatten kısa sürmektedir.

Özellikle evre3-4 kıkırdak hasarı olan eklemlerde iyi sonuç verdiği bildirilmiştir.

Bunu Paylaş:

Benzer Yazılar

Up